Boşanma Davası Hakkında Bilinmesi Gerekenler

 

 

 

BOŞANMA KONUSUNDA GENEL OLARAK NELERİ BİLMELİYİZ ?

Boşanma; resmi nikâhla evli olan çiftlerin hâkim kararıyla evlilik birliğine son verilmesidir. Boşanma nedenleri Türk Medeni Kanununda sayılmıştır. Çiftler bu nedenlere dayanarak dava açma ve boşanma haklarına sahiptirler. Bu boşanma nedenler;

  1. Zina
  2. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  3. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  4. Terk
  5. Akıl hastalığı
  6. Evlilik birliğinin sarsılması

şeklinde sayılmıştır ve çiftler boşanırken bu nedenlere dayanarak boşanma davası açabilirler. Boşanma davaları aile hukukuna dâhildir ve aile mahkemesinde görülürler. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu dava aile hukuku yetkisi verilmiş asliye hukuk mahkemelerinde görülür.

Mahkeme öncelikle taraflar arasındaki uyuşmazlığı sulh yoluyla çözümlenmesi yoluna gidecektir. Taraflar sulh olmazsa davanın esasına girilecektir. Aile mahkemeleri aile hukukunu ilgilendiren tüm davalarda geniş yetkilerle donatılmıştır. Boşanma davası da aile hukukuna dâhil olduğunda hâkim inceleme ve araştırma yapılmasını, işin niteline göre uzman pedagog, psikolog ve uzman kişilerden rapor ve görüş alınması yolarına gidebilir.

Boşanma davaların yetkili mahkeme; yetki davanın açılacağı yeri belirler boşanma davasında ise

  1. Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi
  2. Eşlerin, dava açılmadan önce son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir.

Boşanma davasında delil serbestliği ilkesi vardır. Delil olarak;

  • Video fotoğraf kaydına ve benzeri delillere
  • Tanık beyanlarına
  • Telefondaki arama ve mesaj kayıtlarına whatsapp kayıtlarına
  • Sosyal medya içerikleri (instagram, facebook, twitter vb.)
  • Otel kayıtları, güvenlik kamerası görüntülerine
  • Savcılığın yaptığı bir soruşturma da boşanmayla ilgili bir belge bulunmuşsa bunlara
  • Banka kayıtları, kredi kartı hesap özeti vb.
  • Bilirkişi raporlarına

dayandırılabilir..

1- Zina Nedeniyle Boşanma Davası

    Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

   Zina, evli çiftlerden birinin eşinden başka birisiyle cinsel ilişkiye girmesidir. Evlilik birliğinde sadakat çok önemlidir. Buna aykırı davranıp çiftlerden biri zina yaparsa bu nedene dayanılarak boşanma davası açılabilir. Zina nedeniyle boşanma davası özel bir boşanma sebebidir. İspatlanması durumunda diğer olgulara bakılmadan boşanmaya karar verilir.

Dava bu sebebe dayanılmak isteniyorsa boşanma sebebi öğrenildikten sora 6 ay içinde her halükarda zina gerçekleştikten sonra 5 yıl içinde dava açılmalıdır.

Affeden eş davayı açarken zinaya dayanarak boşanma davası açamaz. Bu durumda boşanma nedeni olarak diğer boşanma nedenlerine dayanabilir. Örnek olarak sadakatsizliği ileri sürerek evlilik birliğinin temelden sarsıldığı nedenine dayanabilir.

Bu davada yukarıda sayılan delillerin yanı sıra ayrıca Yargıtay yerleşik içtihatları bazı olguları zinaya ispat olarak kabul etmiştir. Bu olgular;

  • Eşlerden birinin evlilik birliği içinde başka birinden hamile kalması
  • Çiftlerden birinin yalnızken ortak konuta karşı cinsten birini getirmesi

Mahkeme bütün delilleri serbestçe takdir eder. Kesin delillerle bağlı değildir. Hâkim sonunda zinanın gerçekleşip gerçekleşmediğine karar verir.

Zina nedeniyle boşanma davasında mal paylaşımı;

   Madde 236 Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.  Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

   Zina nedeniyle boşanma davasında mallar paylaştırılırken kusurlu eşin artık değer üzerindeki payını azaltabilir. Bu da diğer zina nedeniyle boşanan kişinin payını artırır. Bu yüzden zina nedeniyle boşanma davasının iki artısı vardır. İspatlanması gereken zinanın gerçekleştiğidir bu ispatlanınca boşanma gerçekleşir ve ikincisi boşanmanın sonunda zina nedeniyle boşanma davası açan eşin aldığı pay daha büyüktür.

2-  Hayata Kast, Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranış

   Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

  • Hayata kastedilmesi; Diğer eşin öldürmeye teşebbüs etmesidir. Hayatına kast etmesidir. Zehirlemeye çalışmak, silahla ateş etmek gibi davranışlar örnek olabilir.
  • Pek kötü davranış; vücutsal ve ruhsal bütünlüğüne yönelik öldürmeye teşebbüse varmayan saldırılardır. Devamlı küfür etmek, yaralanmak, dayak atması gibi eylemler örnek olarak gösterilebilir.
  • Onur kırıcı davranışsa; eşin şeref ve haysiyetine yönelik ağır suretle gerçekleştirilen saldırılardır. Kişiliğiyle uğraşmak, küçük düşürmek, eş olarak görmemek şeklindeki davranışlar örnek olabilir.

Bunların gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdiri mahkemeye aittir. Eşler bu sebeplere dayanılarak boşanma davası açma hakkına sahiptirler.

Boşanma davası, sebep öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay içinde her halükarda sebep gerçekleştikten itibaren 5 yıl içinde boşanma davası açılmalıdır. Affeden eş bu sebebe dayanarak boşanma davası açamayacaktır.

   Madde 236 Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.  Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Boşanmayı hayata kast sebebiyle açtığında mal paylaşımı da dava sonunda değişiklik gösterebilir. Hayatına kast edilen eşi hukukumuz korumuştur ve kusurlu eşin artık değerden alacağı payı azaltma yetkisini hâkime vermiştir. Bu şekilde bu sebebe dayanarak boşanma davası açan eş artık değerden daha fazla pay alır.

3-  Suç İşleme Ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

    Madde 163- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

Evlilik birliğinde eşler bir birlerinin hayatlarına ortaktır. Birinin yaptığı eylemler davranışlar diğerini yakından ilgilendirir ve yaşamını etkiler. Eşlerin şerefleri, namusları, haysiyetleri birbirine bağlıdır ve toplum nezdinde birlikte değerlendirilir. Bu yüzden eşlerden biri suç işler veya haysiyetsiz hayat sürerse ve bu diğer eş için evlilik birliğini sürmesi beklenemeyecek seviyede ise buna dayanarak boşanma talep edebilir.

Her suç nedeniyle açılamaz onur kırıcı haysiyet düşürücü suçlar olması gerekir. Bu suçlar hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik gibi olabilir. Haysiyetsiz hayat sürmede ise bir devamlılık gerekir. Eşin bu davranışı bir kez yapması yetmez buna örnek olarak kumar oynaması, erkeklerle ilişkiye girmesi verilebilir.

4-  Terk

    Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

   Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Evlenmeyle birlikte eşler ortak konutta birlikte yaşarlar. Eşler için birlikte yaşamak hem bir hak hem de yükümlülüktür. Eğer diğer eş birlikte yaşamayı istemiyorsa ve ortak konuta dönmüyorsa bu maddeye dayanılarak boşanma davası açılabilir.

  1. Bu nedenle boşanmak için öncelikli olarak diğer eş evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla eşini terk etmiş olmalı yada haklı bir neden olmaksızın ortak konuta dönmemeli. Aynı zamanda Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Terk eden eş terk de haklı olmamalı kusurlu olmalı sağlı durumu nedeniyle tedavi için gitmişse, işi nedeniyle gitmişse ve bu durum olmasaydı ortak konutta kalacaktı ise terk etmiş sayılmaz.

 

  1. Terk durumu en az 6 ay sürmüş olması gerekir. Bu 6 aylık süre dava açılmadan önceki 6 ayı kapsamalıdır. Bu süre de eş evlilik birliğini kurmak için geri döner ama sonra yine terk ederse süre kesilmiş olur ve yine başlar tabi hukuk hakkın kötüye kullanımını korumaz samimi olmayan dönüşler oyalamalar süreyi kesmez ve olmamış gibi süre devam eder.

 

  1. Terk edilen eş noterden veya hâkimden ihtar çekip çağırmasını ister. Bu terkten 4 ay sonra ve boşanma davasında 2 ay önce yapılmış olmalı. Bu ihtar samimi olmalı. İhtarda davet eşlerin birlikte seçtiği, terk eden eşin seçtiği veya mahkemenin belirlediği bir konuta olmalı ve dönüş için en az iki aylık bir süre tanımalı. İhtar terk eden eşin bulundu adres biliniyorsa buraya bilinmiyorsa ilan yoluyla yapılır.

 

Bu aşamalar gerçekleştirilerek boşanma davası açıldığında boşanmaya hâkimin takdir yetkisi yoktur. Hâkim bu olguların layıkıyla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini inceleyebilir.

5-  Akıl Hastalığı

    Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

  • Akıl hastalığı kişinin ayırt etme gücünü kaybetmesine neden olan hastalıklardır. Bunlar şizofreni, paranoya ve benzeri hastalıklar olmalı ve tedavi imkânı bulunmamalıdır. AIDS veya akıl sağlığını etkilemeyen diğer hastalıklar nedeniyle bu maddeye dayanılarak boşanılamaz.
  • En önemlisi diğer eş için akıl hastalı nedeniyle evlilik birliği kendisinden beklenemeyeceği kadar çekilmez, katlanılmayacak hale gelmiş olmalıdır.
  • Bu akıl hastalığı resmi sağlık kurulu tarafından tespit edilmiş ve tedavi edilemeyeceği onaylanmış olması gerekir.

Bu koşulların sağlanmasıyla mutlak boşanma nedenidir.

6-     Evlilik Birliğinin Sarsılması

   Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

   Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Bu boşanma nedeni halk dilinde şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma olarak geçer. Diğer boşanma nedenlerin farklıdır çünkü bu genel boşanma nedenidir. Diğer boşanma nedenleri özel boşanma nedenleri iken talep edebilmek için aranan özel şartlar ararken bu boşanma nedeninde her şey boşanmaya neden olmuş olabilir. Yeter ki evlilik birliği eşler için çekilmez hale gelmiş olsun.

 

Bu nedene dayanarak ortak kararla çiftler evlilik birliğine son verebilir ki buda anlaşmalı boşanma olarak uygulamada sıkça görülür. Ama anlaşmalı boşanma davası değilse çiftlerden biri boşanmak istemiyorsa davayı daha az kusurlu olan taraf açmalıdır. Aksi takdirde diğer eşin itiraz hakkı vardır. Hukukumuz evlilik birliğinin korunmasından yanıdır. Hakim bu yüzden öncelikli olarak evlilik birliğini korumaya çalışacaktır. Ama evlilik birliğinin devam edemeyeceği kanaatine varırsa ki çocuklarda göz önünde bulundurulur veya diğer eş itiraz etmesi hakkın kötüye kullanımı niteliğinde ise yani boşanmaya itiraz etmesinin nedeni karşı tarafı uğraştırmak, zor durumda bırakmak içinse boşanmaya karar verilir.

 

Hangi durumda evlilik birliğinin temelden sarsılmış olduğunun takdiri hakimdedir. Kanunda sayma yolana gitmemiştir. Her olayda faklılık gösterebilir ve hakimin takdirindedir. Hakim buna karar verirken uygulamayı göz önünde bulunduracaktır. Eşlerden biri için evlilik katlanılmaz hale gelmiş olması yeterlidir.

Anlaşmalı boşanmada ise;

   Madde 166 / 3 –Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Öncelikli olarak evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır ve eşler arasında boşanma konusunda bir anlaşma vardır. Çiftler boşanmaya karar vermiş malları paylaşmış, boşanmadan sonraki mali durumun ne olacağına karar verilmiş, çocukların velayetinin kimde kalacağına ve diğer hususlara karar verilmiş olmalıdır. Davayı bir taraf açar ve diğer taraf kabul eder. Hakim anlaşmada eksik gördüğü yerleri çocukların veya tarafların lehine düzeltip ekleme yapabilir. Çiftler bu değişiklikleri de kabul ederek boşanabilirler. Burada hakimin takdir yetkisi yoktur tarafların ikrarlarıyla yani boşanmaya neden olan beyanlarıyla bağlıdır.

Özel bir boşanma Nedeni;

   Madde 166 / 4 – Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Hangi nedene dayanarak olursa olsun bir boşanma davası açılmış ama boşanma gerçekleşmemişse bunun ardında da 3 yıl geçmiş ortak hayat kurulamamışsa çiftlerden her biri bu nedene dayanarak boşanmayı isteyebilir. Boşanma davasının oldu ve 3 yıldır ortak hayatın kurulamadığının ispatı yeterlidir. Evlilik birliği temelden sarsılmış kabul edilir ve boşanmaya karar verilir.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir